Sanata Evet

4.jpg

EN BAŞTAN


Kim bunlar? Nereden geldiler? Ne iş yaparlar?
Hah işte tüm bu soruların cevabını öğrenmek istiyorsanız, her satırımı dikkatlice okuyun.
Efendim yıl, 1999... Yer, Samsun- Terme
Mevsim, mevsim önemli değil. Sanatsal hastalığı bulunan bir aile vardır. Baba, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni; anne, tiyatro eğitmeni ve iki yavrucak... İşte bu aile bir tiyatro grubu kurar. Yıllar geçer, her yıl gösterilerini yaparlar. İlk yıllarda sergilenen oyunlar farklı yazarların tiyatro metinleri olur. Taaakiii kurucu anne Nermin Yılmaz’ın, beyninde bir tümör olduğunun saptanıp ameliyat olmasına kadar...
Ne mi oldu?
Ameliyattan çıktıktan sonra yazmaya başladı. Tümörden kurtuldu ama sanatsal hastalığı daha da ilerliyordu. Kimse onu yazmaktan alıkoyamıyor, sürekli yazıyordu. Eee onlar da dokunmadı. Herhalde doktor beyinde yanlış bir bağlantı yaptı, ama onlar sevdiler. Çünkü onlar da sanatsal hastalığın kurbanıydılar.
Yetiş Doktor, Karadeniz Yanıyor, İçeridekiler Dışarıdakiler, Yemin Ettim, Kızın Var Derdin Var, Köyümün Yolu… Elindeki kalemin tükenmez kalem olmasını fırsat bilerek bir gayret yazıyordu. Ve artık grubun sergilediği oyunlar, kurucu annenin oyunları oluyordu.
2004 yılında iki perdelik dram olarak yazılan bu oyun önce kitap haline getirilip basıldıktan sonra 2005’te yazarı tarafından sahneye koyuldu.
Haaaa şunu en baştan söyleyeyim: Bu grup, öyle varlık içinde oluşmuş bir grup değil, her şeye en baştan başlayan bir grup. Dekor, kostüm, makyaj, müzik, ışık, broşür, afiş… vb. tiyatro yapmak için yapılması gereken her şeyi kendileri yapan bir grup…
Turnelerini bile kendi imkânları ile yapmaya çalışan, bunu da sırf o alkışları duyabilmek için yapan bir grup...
Sıra geldi ne iş yaptıklarına... Kendileri şöyle ifade ediyorlar:
“Biz sanat sunarız insanlara. Hayatta görülmeyenleri gösterir, duyulmayanları duyurur, yeni kapılar açar, ayna tutarız insanlara. Tiyatroya en baştan başladığımız gibi hayatı da en baştan anlatırız. Hee bunu niye mi yaparız? O da bizim kabahatimiz, hastalığımız... Sanat hastasıyız, reçetemiz yok.”
Bak unutuyordum. Peki, bu grubun adı ne mi? Amazon Tiyatrosu…
Her güzelliği en baştan yaşamanız ve yüzünüzde gülücükler oluşması dileğimizdir. Sevgilerimizle…
Senaryodaki Kişiler/ Kurucular:
Anne: Nermin Yılmaz
Baba: Şenol Yılmaz
Abla: Gamze Yılmaz
Kardeş: Hande Yılmaz

YETİŞ DOKTOR


Nermin YILMAZ


2004 yılında yazılan Yetiş Doktor, uyuşturucu bağımlılığının, gençlerimizi toplumdan ve hayattan nasıl kopardığını dramatik bir şekilde gözler önüne seriyor.
Günümüz gençliğini içten içe kemiren, toplumu çöküntü ve yozlaşmaya sürükleyen uyuşturucu bağımlılığı işleniyor. Ailesi ve çevresi tarafından yeterince ilgi ve sevgi gösterilmeyen, manevi boşluk ve bocalama içine düşen gençlerin dramı anlatılıyor.
Uyuşturucu bağımlısı gençleri konu alan oyun, uyuşturucu tehlikesine karşı anne-babaları, öğretmenleri, doktorları ve yetkilileri uyarmayı amaçlıyor.

KARADENİZ YANIYOR


Nermin YILMAZ


Olay, 1986 yılında yaz aylarında Orta Karadeniz bölgesinde bir köyde geçer. Köyde hayat normal akışında devam ederken Ukrayna’nın Kiev kentindeki Çernobil Nükleer Reaktörü patlar ve zehirli gaz sızdırır. Rüzgârın etkisiyle Trakya üzerinden ülkemiz topraklarına giren bu gazlar, tüm Karadeniz’in üstüne bir kâbus gibi çöker. Karadeniz’in fındığı, çayı, çeltiği, lahanası, marulu, mısırı, maydanozu yanında bugünü, yarını, umutları ve insanları da bu kâbustan etkilenir. Aradan yıllar geçtikçe, başta kanser hastalığı olmak üzere birçok hastalıklar, sakat doğumlar ve ânî ölümler görülür. Göz göre göre gelen bu felaketi ve bu felaketin doğurduğu çaresizliği anlatıyor bu oyun…

İÇERİDEKİLER-DIŞARIDAKİLER


Nermin YILMAZ


Aile içinde sevgiden yoksun olumsuz ilişkiler komik bir dille gözler önüne serilirken otoriter ve anaerkil bir ailede yaşanan gülünç olaylar çarpıcı bir şekilde anlatılıyor. Aileye dışarıdan katılan gelin ile damadın aradan yıllar geçmesine rağmen ailenin içinden sayılmadığı oyunda, yurt dışından gelip eve misafir olan turist kız, hem dışarıdan hem de ecnebi olarak da görülür.
Kayınvalide Gülsüm’ün, gelini Beyza ve damadı Cahit’i aile dışından görmesi ile olay başlamaktadır. Oyun, bir evin bahçesinde geçmektedir. İki perdelik komedi… Eğlenceli ve dersler çıkarılabilecek bu oyun, müzik ve danslarla zenginleştirilmiştir.

AH BENİM İSTANBULLUM


Nermin YILMAZ


Gözü evinde ve eşinde değil, dışarıda olan erkeklerin eleştirisinin yapıldığı oyunda sosyal mesajlar da var. Her ne kadar “komşunun tavuğu komşuya kaz, gelini kız görünür” derlerse de “Dimyad’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” tehlikesi bulunduğu, bu yüzde elimizdekinin kıymetini bilmemiz gerektiği vurgulanıyor.

DÜŞLE GERÇEK


Nermin YILMAZ


Kızını okutmak istemeyen, onu annesiyle temizlik işlerine göndermeyi, on beş yaşına gelince de evlendirmeyi düşünen bir baba ile, kızını okutma çabası içindeki bir annenin ve ne pahasına olursa olsun kızlar okumalı diyerek anneye destek veren bir öğretmenin mücadelesi anlatılıyor. “Aydınlık bir gelecek, ancak kızların okutulması ile gerçekleşebilir” tezinin savunulduğu ve “kızlar okusun, çocuk gelin olmasın” sloganıyla sahneye koyulan oyunda ayrıca kadına uygulanan şiddet, cehalet nedeniyle kadınların sürüklendiği felaket, görgüsüzlüğün kadınları düşürdüğü gülünç durumlar ile dar gelirli ailelerin geçim derdi en çarpıcı yanlarıyla gözleri önüne seriliyor.

YEMİN ETTUM


Nermin YILMAZ


İki perdelik bir komedidir. Bir Karadeniz köyünde geçen olay, sınır kavgası yüzünden birbirine düşman iki ailenin çocukları arasında yaşanan ümitsiz aşka ve bu aşk etrafında gelişen gülünç olaylara dayanıyor. Oyunda, bir yandan sevgi ve fedakârlık üzerine bir evlilik kurulmaya çalışılırken diğer yandan mutluluğu ve heyecanı evinin dışında arayan insanların içine düştükleri çıkmazlar ve komik durumlar ele alınıyor.

İKİ KADIN BİR DÖŞEK


Nermin YILMAZ


Kadın erkek ilişkilerine farklı bir açıdan bakılıyor. Bazı toplumsal değerlerin insanlarımıza dayattığı çok eşliliği acıklı ve gülünç yönleriyle ele alındığı oyunda, yanlış geleneklerin toplumsal yapıyı nasıl tehdit ettiğini gözler önüne seriyor.
“Yanlış gelenekler yüzünden yaşanan boşanmalar toplumsal yapıyı tehdit eder” tezinin savunulduğu oyun, izleyicileri hem güldürüyor hem de düşündürüyor.
Oyunda ayrıca cehalet nedeniyle kadınların sürüklendiği felaket ve kadına yönelik şiddet, özellikle yanlış anlayışlar yüzünden kadınların düşürüldüğü gülünç durumlar en çarpıcı yanlarıyla gözleri önüne seriliyor.

KADIN-ÇOCUK-ADAM


Nermin YILMAZ


Kadına şiddetin ve kadın cinayetlerinin ele alındığı oyunda, işsizlik sarmalına düşen erkeklerin şiddete nasıl başvurduğu, şiddetin aile yapısını nasıl bozup dağıttığı, çocukların psikolojisini nasıl etkilediği gözler önüne seriliyor. “Kadın gülerse toplum güler, kadın ağlarsa toplum da ağlar” tezinin savunulduğu bir oyun...

UFUKTAKİ KARANLIK


Nermin YILMAZ


Bu oyunda Terme’ye yapılması planlanan Termik Santral’in, ilçenin sonunu hazırlayacağı, yeşilliklerin ortadan kalkacağı, verimli toprakların kirleneceği, tarımın olumsuz etkileneceği ve ilçeyi yaşanmaz hale getireceği görüşü savunuluyor.

İPEKLE PAMUK

(Çocuk Oyunu)

Nermin YILMAZ


Oyun, 6-12 yaş aralığındaki çocukların anlayabileceği seviyede ve eğlenceli bir çocuk oyunudur. Bencillik ve tembellik gibi iki soyut kavramın somutlaştırılarak anlatıldığı oyunda hem bencilliğin hem de tembelliğin kardeşleri bile birbirine düşüreceği gözler önüne seriliyor. Bencillik ve tembellikten kurtulmanın yolunun sevgi olduğu anlatılıyor.
Dans ve müzik öğeleriyle zenginleştirilmiş olan oyunda çocuklar, sihirli dünyanın içine çekiliyor.

Karadeniz Tiyatrolar Birliği 2020